İşe giriş muayenelerinde akciğer grafisi neredeyse refleks olarak istenir, solunum fonksiyon testi ise çoğu zaman “gerekirse bakarız” kategorisinde kalır. Bu sıralama tersine çevrilmesi gereken bir alışkanlıktır. Grafi akciğerin fotoğrafını çeker; solunum fonksiyon testi ise akciğerin ne kadar iş yapabildiğini ölçer. Tozlu, dumanlı ve kimyasal maruziyetli işlerde ikincisi olmadan yapılan değerlendirme eksik kalır.
Spirometri olarak da bilinen bu testte kişi, ağızlığa derin bir nefes alıp olabildiğince hızlı ve tam biçimde üfler. Cihaz, hacim ve akım değerlerini kaydeder. En çok kullanılan iki parametre şunlardır:
Sonuçlar kişinin yaşı, boyu, cinsiyeti ve etnik kökenine göre hesaplanan beklenen değerlerle karşılaştırılır. Yani “iyi” ya da “kötü” mutlak bir eşikle değil, o kişi için beklenen değere göre belirlenir.
Solunum fonksiyon bozuklukları genel olarak iki grupta toplanır. Obstrüktif tipte havayolları daralmıştır; hava içeri girer ama çıkması zorlaşır. Astım, kronik bronşit ve mesleki maruziyete bağlı havayolu hastalıkları bu gruptadır. Restriktif tipte ise akciğerin genişleme kapasitesi azalmıştır; pnömokonyoz gibi fibrotik süreçler bu tabloyu yaratır.
Kritik nokta şudur: her iki tablonun erken evreleri akciğer grafisinde görünmez. Grafi tamamen normalken solunum fonksiyon testinde anlamlı bir düşüş saptanabilir. İşe girişte bu testi yapmamak, sonraki yıllarda ortaya çıkacak bir kaybın başlangıç noktasını bilinmez kılar.
Son madde ayrıca vurgulanmayı hak ediyor. Tam yüz maskesi veya solunum cihazı kullanacak personelin, bu ekipmanı taşıyabilecek solunum rezervine sahip olması gerekir. Kapasitesi sınırlı bir kişiye koruyucu donanım takmak, koruma sağlamak yerine ek yük oluşturabilir.
Solunum fonksiyon testi, kişinin iş birliğine en çok bağımlı tetkiklerden biridir. Yanlış nefes tekniği, erken bırakma ya da kaçak, sonucu olduğundan kötü gösterir. Güvenilir bir ölçüm için gereken koşullar:
Altıncı madde takip açısından belirleyicidir. Forma yalnızca “SFT normal” yazılmışsa, beş yıl sonra karşılaştırma yapılamaz. Değerlerin kaydedilmesi, testin kendisi kadar önemlidir.
Düşük bir sonuç otomatik olarak “çalışamaz” kararı doğurmaz. Öncelikle testin tekniği ve tekrarlanabilirliği değerlendirilir; geçici bir enfeksiyon veya yanlış teknik nedeniyle düşük çıkan sonuçlar sık görülür ve tekrar testte normale döner.
Gerçek bir kısıtlılık varsa, karar işin gerekleriyle birlikte verilir. Aynı sonuç ofis çalışanı için hiçbir kısıt doğurmazken, solunum koruyucu donanımla kapalı alanda çalışacak biri için farklı bir görevlendirme önerisine yol açabilir. Bu, kişiyi işten uzaklaştırma değil, ona uygun bir pozisyon bulma yaklaşımıdır.
Solunum fonksiyon testinin asıl gücü tek bir ölçümde değil, zaman içindeki eğilimde ortaya çıkar. Yıllık ölçümlerde beklenenden hızlı bir düşüş gözleniyorsa, bu tek başına hastalık teşhisi olmasa da maruziyet kontrollerinin yeniden gözden geçirilmesi için güçlü bir uyarıdır.
Bu takibi yapabilmek için tüm ölçümlerin aynı standartla yapılmış ve erişilebilir biçimde arşivlenmiş olması gerekir. Farklı merkezlerde, farklı cihazlarla, farklı tekniklerle alınmış sonuçları karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Muayene sürecini tek bir kuruluşla yürütmenin somut faydalarından biri de budur.
Teste gireceklerin bilmesi gereken birkaç şey var. Test ağrısızdır ve yaklaşık on dakika sürer. Sıkı kemer ve dar kıyafet ölçümü etkileyebilir, rahat giyinmek faydalıdır. Test öncesi sigara içmemek gerekir. Düzenli solunum ilacı kullanıyorsanız bunu mutlaka belirtin; hekim gerekirse ilaç öncesi ve sonrası ölçüm isteyebilir. Yakın zamanda geçirilmiş bir üst solunum yolu enfeksiyonu varsa bunu da söyleyin, test ertelenebilir.
Yarım yüz maskesi, tam yüz maskesi veya temiz hava beslemeli sistem kullanacak personel için ayrı bir değerlendirme gerekir. Bu ekipmanlar solunum direncini artırır ve kullanıcının üzerine ek fizyolojik yük bindirir.
Solunum fonksiyon testi bu değerlendirmenin temelini oluşturur. Kapasitesi sınırlı bir kişiye tam yüz maskesi takmak, koruma sağlamak yerine yorgunluk, nefes darlığı ve panik riski yaratabilir. Kalp-damar kapasitesi de aynı şekilde değerlendirilir.
Buna ek olarak, maskenin yüze tam oturduğunun test edilmesi gerekir. Sakal ve yüz yapısı, maskenin sızdırmazlığını doğrudan etkiler. Sızdıran bir maske, koruma sağladığı yanılgısı yarattığı için hiç maske takmamaktan daha risklidir.
Çalışanın yakınmaları işte artıp tatilde geriliyorsa, bu mesleki astım açısından güçlü bir uyarıdır. Bu durumda tek bir ölçüm yeterli değildir; belirli bir süre boyunca, günün farklı saatlerinde tekrarlanan tepe akım ölçümleri istenir.
Çalışan kendisine verilen basit bir cihazla günde birkaç kez ölçüm yapar ve sonuçları kaydeder. İş günleri ile tatil günleri arasındaki fark, işle ilişkiyi ortaya koyar. Bu yöntem, işe giriş ölçümüyle karşılaştırıldığında çok daha güçlü bir kanıt üretir.
Mesleki astım tanısı konulduğunda yapılacak şey, kişiyi işten uzaklaştırmak değil, maruziyeti ortadan kaldırmaktır. Erken dönemde maruziyet sonlandırıldığında tablo büyük ölçüde geri döner; geç kalındığında ise kalıcı hale gelir. Erken tanının değeri tam olarak buradadır.
Solunum fonksiyon testi, işe giriş muayenesinde en çok atlanan ama uzun vadede en fazla veri üreten tetkiklerden biridir. On dakikalık bir ölçüm, çalışanın akciğer işlevinin işe başlangıçtaki halini sayısal olarak kayıt altına alır. Bu kayıt olmadan, yıllar sonra ortaya çıkacak bir kaybın nereden geldiğini belirlemek mümkün değildir.
Tozlu ve kimyasal maruziyetli işkollarında faaliyet gösteriyorsanız, hizmet aldığınız kuruluşun bu testi sertifikalı personelle, kalibre cihazla ve sonuçları sayısal olarak arşivleyerek yaptığından emin olun. Kendi laboratuvarında tetkik çalışan ve sonuçları dijital olarak saklayan yetkili bir OSGB örneği için satemisegirissaglikraporu.com.tr adresine bakabilirsiniz: satemisegirissaglikraporu.com.tr
Reklam & İşbirliği: [email protected]